''Dünya liderleri ve ekonomistler arasında uluslararası finans yapısındaki eksiklikler, ekonomik dengesizlikler ve ABD'nin ticaret açığıyla ilgili tartışma yıllardır devam ediyor. Bu dengesizliğin düzensiz bir biçimde çözülmesiyle ilgili endişe duyanlar çoğunlukta. Ama hiçbir şey yapılmadı. Şimdi, harekete geçmemiş olmamızın bedelini ödüyoruz. 10 yıl önce gelişmekte olan ülkelerde yaşanan krizin endüstrileşmiş ülkeleri etkilemesinden korkuluyordu; bugünse "ABD mamulü" kriz bütün dünyayı tehdit ediyor.
Dünya çapındaki bu krizi göğüslemek ve yeniden oluşmasını engellemek istiyorsak küresel mali sistemde devrim yaparak onu yeniden kurgulamalıyız. Ülkeler pek çok alanda birbirlerine öyle bağımlı ki, bu krizde her ülkenin kendi başına yol almasına izin verilemez. Örneğin toksik mortgage ihracatının ABD'ye çok faydası oldu; bunların bir kısmını karmaşık finansal menkul kıymetleştirme aracılığıyla Avrupa'ya göndermemiş olsaydı, ABD'nin çöküşü çok daha kötü olacaktı. Ancak Avrupa bankalarında ortaya çıkan zayıflıklar şimdi ABD cephesine geri tepiyor. Daha iyi düzenlemeler olsaydı bu kriz engellenebilirdi. Sonuçta küresel finans sistemi kapsamlı bir şekilde ıslah edilmeli. Örneğin dünya çapında para politikalarının koordinasyonu çok daha etkili yapılmalı. Avrupa'da yaşanan mevcut krizin kısmi nedeni Avrupa Merkez Bankası'nın son yıllarda ağırlıklı olarak enflasyona odaklanmasıydı. Oysa ABD (haklı olarak) eli kulağındaki durgunlukla ilgileniyordu. Faiz oranlarındaki farklar Euro'nun güçlenmesine ve zayıf ihracata yol açtı. Bu da Avrupa'nın canını yakıyor. Ama zayıf bir Avrupa'nın ABD'nin canını yakması da kaçınılmaz. Zira Avrupa, ABD'den yaptığı ithalatı düşürmek durumunda. Eğer daha iyi bir koordinasyon yapılabilseydi, belki de ABD, Avrupa'yı durgunluğun zararları konusunda ikna edebilirdi. Böylece Avrupa da faiz oranlarını daha mütevazı düzeylere düşürürdü.
Şu anda hızlı bir büyüme sağlamak için uluslararası çapta koordine edilen bir canlandırma programına ihtiyaç var. Çin, ABD ve Japonya'da mali genişlemeyi körükleyecek büyük çaplı programlar başlatılmış olması iyi haber. Ancak birbirinden farklı büyüklüklere sahip canlandırma programları arasında Avrupa şimdiye kadar geride kaldı. İstikrar ve büyüme paktı, küresel sonuçları olabilen kısıtlamalar dayatıyor.
Bunun ötesinde, hükümetler finansal kurumlara, finansal ürünlere ve sermayenin akışına yönelik daha güçlü düzenlemeler getirmediği sürece finansal pazarlara olan güven, tam olarak sağlanamayacak. Bankaların kendi risklerini yönetemedikleri ortaya çıktı. Bu da başkaları için çok yıkıcı oldu. Serbestleştirmenin öncülüğünü yapan FED'in eski başkanı Alan Greenspan bile çok ileri gittiğini kabul etti.
Bu dönemde ihtiyacımız olan şey, sistemli riskleri takip edecek ve bunları ölçecek küresel bir finans kurumunun varlığı. Eğer finansal kuralların ülkeden ülkeye çok büyük farklılık göstermesine izin verilirse, aşağıya doğru bir yarış başlayabilir. Bazı ülkeler finansal sermayeyi çekmek için daha gevşek vergi düzenlemesine giderek rakiplerine zarar verecektir. Finansal sistem zayıflayacak ve bu durumun sonuçları artık herkes için fazlasıyla aşikâr.
Yeni küresel finans kuralları neleri kapsamalı? Her şeyden önce yöneticilere verilen teşvik primleri şeffaflaşmalı; ayrıca yanlış hesap, yakını görmeme eğilimi ve aşırı risk almayı cesaretlendirici olmamalı. Tazminatlar bir yıllık değil daha uzun vadeli belirlenmeli. En azından yöneticilere verilen şirket hissesi uygulamalarında ve etkin muhasebe denetiminde şeffaflık gerekiyor. Ayrıca derecelendirme yapan şirketlerin ücretinin derecelendirilen şirket tarafından verilmesi veya mortgage değerlendirmesi yapan şirkete mortgage veren firmanın sahip olması gibi çıkar çatışmalarının önüne geçilmeli. Aşırı kaldıraç etkisi (leverage) ve diğer riskli davranışlara sınır getirmeliyiz. Finansal ürünlerin standartlaştırılması şeffaflığı arttıracaktır. Finansal ürünlerin güvenliği ve istikrarıyla ilgili komisyonlar hangi ürünlerin daha güvenli olduğunu ve ne amaçla kullanıldıklarını ortaya koyabilir. Bankalarla ilgili kanunları bankacıların yapmasına izin verirsek ne olacağını gördük.
Makro ekonomik politikaların ve düzenlemelerin küresel olarak koordine edilmesi dışında, hükümetlerin alması gereken en azından iki önlem daha var. İlk olarak küresel rezerv sistemini değiştirmeliyiz. Neslinin en büyük iktisatçısı John Maynard Keynes bundan 75 yıl önce finansal dengenin ve zenginliğin oluşması için küresel bir rezerv sisteminin şart olduğunu yazmıştı. Bu yöndeki gereksinim artık çok daha şiddetli. O yıllarda Keynes'in umudu Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) dönemin rezerv parası İngiliz Sterlini'ne alternatif yeni bir rezerv para oluşturmasıydı. Bugünse, yeni bir rezerv birimi, doların yerini alarak 'de facto' (fiili) rezerv olarak kullanılabilir. Bu tek bir ülkenin ekonomisine bağlı olmayacağı için daha dengeli bir birim olacaktır. Bu paranın arzı, ülkelerin ihtiyaçları doğrultusunda düzenli olarak arttırılabilir. Paranın basımı basit kurallara göre gerçekleşebilir ve bu rezerv parayı fazladan elde tutmakta ısrar ederek küresel zayıflığa neden olan ülkeler cezalandırılabilir. Belki de bu fikri uygulama zamanı çoktan geldi.
Bir başka reformsa, uluslararası iflasların yeni bir sisteme göre ele alınması (buna borcunu ödeyemeyecek egemen ülkeler de dahil) olmalı. Bugün bir ülkedeki bir bankanın veya şirketin batması küresel sonuçlar doğurabiliyor. Çeşitli ulusal hukuk sistemlerine bırakıldığında ortaya çıkan durumun temizlenmesi yıllarca sürebilir. Örneğin 2001'de Arjantin'in borçlarını geriye ödeyememesi halen çözümlenmezken, 1998 Asya Krizi sürecinde Güney Kore ve Endonezya'da yaşananlar iyileşme sürecini yavaşlatmıştı. Öyle ki yakında iflaslar tüm dünyayı sarabilir ve bu sefer durumu çok daha iyi yönetebilmeliyiz.
Bu kriz sadece ülkelerin birbirlerine ne kadar bağımlı olduğunu göstermekle kalmadı, mevcut yapıların da yetersizliklerini ortaya koydu. Örneğin bugüne kadar IMF küresel dengesizliklerle ilgili konuşmak dışında pek bir şey yapmadı. Dünya, ekonomik gelişme önündeki en büyük engellerden biri olarak görülen yönetim sorunlarına odaklanırken, IMF'nin kendi yönetimindeki zafiyetleri bu yöndeki vaazlarının pek de muteber olmadığını ortaya koydu. Özellikle serbestleşme yolundaki cesaret verici IMF tavsiyelerinin içi boş olduğu artık ortaya çıktı. IMF'nin kendi fonlarının likit sermaye fonları yanında cüce kaldığı Asya ve Ortadoğu'dan, IMF'ye yönelik yükselen eleştiriler var. Öyle ki bu ülkeler paralarını neden ABD'deki bir enstitüye teslim ettiklerini merak ediyor. Üstelik IMF'deki oy hakları çok küçükken, krizin sorumlusu olarak görülen ABD'nin veto hakkı bulunuyor.
Zaman Bretton Woods zamanıdır; yani mevcut yapılarda müthiş reformlar yapmanın veya İkinci Dünya Savaşı sonrasında olduğu gibi yepyeni kurumlar oluşturmanın zamanı. Bugüne kadar Washington adil, dengeli ve çok taraflı bir küresel mali sistem kurulmasını engelledi. ABD'nin ihraç ettiği serbestleştirme yanlısı felsefe hem kendisine hem de dünyaya çok pahalıya mal oldu. ABD Başkanı Obama'nın tüm bunları değiştirme şansı var. Şimdilerde ve onlarca yıl boyunca pek çok şey onun cevabına bağlı. '' .
* Ünlü ekonomist Joseph E. Stiglitz'in krizle ilgili son değerlendirmesi
Hayallerinizi gerçeğe dönüştürmek için krediye mi ihtiyacınız var?
Konut Kredisi, Taşıt Kredisi, İhtiyaç Kredisi, Evlilik Kredisi, Eğitim Kredisi, Estetik Kredisi, Arsa Kredisi, Konut Geliştirme Kredisi, Tatil Kredisi ya da Tekne Kredisi almanın vakti geldi diyorsanız...
Tüm ihtiyaçlarınız için : www.bankredi.com
güç sizde artık!
Windows Live™ ile e-posta kutunuzdaki işlevlerin çok ötesine geçin. Diğer Windows Live™ özelliklerine göz atın.